6 Temmuz 2026 Pazartesi

İrem Alkuş - HİKAYENİN PARÇASI


Camdan dışarıya bakarken izliyorum sokağı. Adım atmasın diye uğraşan rüzgâra inat direnen kadını, gelincik çiçeğine özenen şemsiyeyi, kepengi kapatırken mavi önlüğünün etekleri uçuşan esnafı. Her birinin gitmeye çalıştığı bir yer var, her birinin varmak istediği birileri. Saçları yüzüne gözüne sarılmış kızın da varmak istediği bir yer var. Rengi gri bulutların altında daha da kararmış apartmanın ziline abanmasından anlıyorum. Anahtarla açmıyor, zile basıyor. İçeride olan kim veya kimlerse açacaklar kapıyı. Bu umutla basıyor zile üst üste. Otomatiğin sesini duyuyorum ve gözden kayboluyor saçları yüzüne gözüne sarılmış kız.

Kahve makinesinin sesi ayırıyor beni camdan. O kızın yerinde olabilirdim diye düşünüyorum. Hayaline kapılıyorum anahtarsız da girilebilen evlerin. Kahvemle beraber salona geçiyorum. Burada, Sultangazi’nin daraşık, kirli, insanı bile gri sokağında değil de binaları renkli, sokakları temiz, insanı ışıltılar ve parfüm kokuları saçan yerlerde yaşayan biri de olabilirdim. O kız da olabilirdi. Saçları böyle yüzüne gözüne dolaşmazdı o zaman. Eyüp’ün renkli sokaklarında evine gitmeye çalışırken saçları rüzgârda tatlı tatlı salınırdı. Ama ne o kız olabilirdi Eyüp’te ne de ben. Bizim hikâyelerimiz bu sokağa yazılmış. Aynı sokakta yaşamaktan, aynı sefaleti paylaşmaktan başka ortak yönümüz yok bizim.
Kahvemi yudumlayarak daldığım karamsarlıktan çıkıyorum. İstanbul mu beni böyle yaptı yoksa okuduğum kitap mı etkiledi, bilmiyorum. Kaldığım yeri açıp Orhan Pamuk’a kulak veriyorum.
‘Yalnızlığımın asıl sebebi ise hangi hikâyenin parçası olduğumu benim de bilmemem.’


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Metin Özdoğan - BEN BENDEN GEÇTİKTEN SONRA

Sigara gibi yandıktan sonra Yaprak gibi sararıp soldukduktan sonra Beni sevsen ne olur Sevmesen ne olur Anlasan ne olur Anlamasa...