9 Temmuz 2026 Perşembe

İrem Alkuş - LARENDE 2



Aynı anda birden fazla işi yapabilen yetenekli padişah. Karşısında eğilmemiş insan bırakmayan kudretli komutan. Filleri dize getiren adam. Fetihleri diyardan diyara anlatılan adam. Timur. Karşısındaki ise Musa Çelebi. Hayatta tek hedefi ilim olan ve bıraksalar sakin bir hayatı seçecek olmasına rağmen Osmanlı şehzadesi olarak doğmuş. Zekice hamleleriyle Timur’u bile kendisine hayran bırakmış. Biraz tedirgin görünse de zihnini çalıştırabilmenin verdiği hazzın tadını çıkarıyor. Yine de bu, savaşı kaybeden adamın oğlu olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bu eğlencede olması tamamen babasının rencide edilmesi temeline dayanıyor. Yüce komutan Timur, can düşmanını ve oğlunu yemeğinde ağırlıyor!
Az ileride Musa’ya bakan kadına çeviriyorum bakışlarımı. Bir yandan dost diyebileceği adamla yemek yiyor, bir yandan da sevdiği ilk adamı izliyor. Korkak bir kadın değil. Timur’un hoşa gitmeyen tavrıyla ortalığı karıştıracak kadar, hatta aptallığa varacak kadar cesur. Burada esir değil. Buna rağmen yemeğin tadını çıkaramıyor. Yutkunmalarının zorluğundan anlıyorum bunu. Belki de esir olmanın bedelli özgürlükten daha farklı olmadığını anlayacak kadar açılmıştır zihni. Ona bakarken benim olduğum tarafa bakıyor. Birileri fark eder mi diye tereddüt bile etmeden umutla gülümsüyor. Gülümsüyorum ama beni fark etmiyor, yanımdaki adama kilitlenmiş gözleri. O da gözlerindeki yenilmez kıvılcım ile kadına gülümsüyor.
Başımı usulca yanımdaki adamın omzuna koyuyorum. Derin bir nefes alıyorum, elini elimin içine hapsediyorum. Ne yemekte olmak ne de Timur’un huzurunda olmak umurumda oluyor. Şarkımı mırıldanmaya başlıyorum. Seneler öncesinin görüntüleri gözlerimi dolduruyor. Üstünde dimdik durduğu atıyla bahçeye girerken, tüm heybetiyle ziyafet odasında otururken, pars çevikliğiyle talim yaparken… Ah, ne çok sevdim onu! Tüm hayatım boyunca ne çok hasretini çektim! Usulcacık dudağımı değdiriyorum yanağına. Kalabalık içinde bu kadar sırnaşmamdan hoşnut olmaz aslında. Neyse ki ondan başka kimsenin haberi olmaz. Ne ne yaptığımdan ne de burada olduğumdan. Başımı omzuna yaslıyorum tekrar. Yanında olduğumun farkında olduğunu anlıyorum. Esir düşmüş olmasına rağmen hâlâ umudu var. Hâlâ benim sevdiğim adam olmaya devam ediyor. Yüzüne bakıyorum ve usulca sesleniyorum: ‘Beyazıt seni seviyorum.’
Odanın karşısında birisinin dudakları kıvrılıyor. Ona değil de sevgilime musallat olduğum için kırgın olan kızım, sevdiğim adamın yanındayım diye mutlu olmayı nihayet öğreniyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Metin Özdoğan - BEN BENDEN GEÇTİKTEN SONRA

Sigara gibi yandıktan sonra Yaprak gibi sararıp soldukduktan sonra Beni sevsen ne olur Sevmesen ne olur Anlasan ne olur Anlamasa...