her nefeste seninle dolup taştım.
Şimdi adını bile anmadan anlıyorum;
suskunluk bazen en yüksek çığlıktır biliyorum korkmuyorum.
Mum ışığının altında ruhum dans ediyor geceleri haykırıyor gözlerim alevlere bakıp..
Mahşer kapısı mı gözler, eller, ellerimle hissettiğim kalp diyorum.
Susuyorum, elimde bir kadeh şarap yıldızlar karanlıklar eşlik ediyor ruhuma geceleri bir de titrek mum ışığım sigaramın dumanı karışıyor usulca mehtaba..
Sevmek bendeki en büyük cesaretti hala öyle yüreğim taşıyor sığmıyor sessizce,
ama senin ellerinde korkuya dönüştü.
Birini tüm kalbinle sevmek ne demekmiş,
en iyi kalbi kırılan anlarmış.
Ay sessiz bir bekçi gibi bana bakıyor penceremden gece olunca ayla konuşuyorum,
çünkü o bile anlıyor beni.
Bana benziyor biraz;
uzak, sessiz, ama hala ışık veriyor bir yanı, gümüş simli battaniyemle örter miyim seni, kendimi..
Sonra bakıyorum gecenin karanlığında sana belki çekiliyorum ansızın titreyerek rüzgar tenimi okşamış bir soğuk demir balkon pervazında siluet.
Artık kimseye sığınmıyorum.
Ay, gök, dualar bu da bir tür evdir, samimidir üşütmez yarı yolda bırakmaz.
Ve ben artık kendi yanımda üşümüyorum.
Sevgi bende ölmedi, sadece şekil değiştirdi.
Adını anmadan da sevebiliyorum artık,
çünkü öğrendim;
bazı şeyleri kaybedince değil,
kabullendiğinde iyileşiyorsun kırıldığın yerden uzanıyor ruhun büyüyor birtanem.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder